foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


Okul Yolu
Bir Eğitim Sitesi

Okul Yolu

İdareci Öğretmen ve Öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

Tasfiye Amaçlanıyor!

egitim sen

Eğitim Emekçilerine Yönelik Her Türlü Yasa Dışı Müdahalenin Karşısındayız

Bugün, yargıyı kuşatan siyasi iktidar tarafından hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları alabildiğine zedelenmektedir. AKP iktidarının toplumu kutuplaştırıcı, öfke empoze eden politikaları ve eğitimcileri itibarsızlaştırma hamleleri, maalesef her geçen gün meyvesini vermektedir. Devamı

,

 

Makale Dizini

 

İngilizlerin islam düşmanlığı

 

Hindistan’ın Amritsar şehrinde [m. 1919] bir gün ayin sebebi ile toplanan Hindu’lar, bisikleti ile gezen bir İngiliz kadın misyonerine hürmet etmezler.

Misyoner, İngiliz General Dyere şikâyette bulunur.

General derhâl askerlerine emir vererek, mabette ayinle meşgul halkın üzerine ateş açtırır ve on dakikada yedi yüz kişi ölür. Binden ziyade kişi de yaralanarak yerlere serilir.

General bununla da iktifa etmeyerek, ahaliyi üç gün elleri ve ayakları üzerinde hayvan gibi yürütür. Mesele Londra’ya şikâyet edilir. Hükümet tahkikat yapılmasını emreder.

Tahkikat için Hindistan’a gelen müfettiş, generale müdafaa ’sız halka ateş açtırmasının sebebini sorunca, General, (Buranın kumandanı benim. Buradaki askerî bir icraatı ben takdir ederim. Öyle lüzum gördüm ve emrettim.) cevabını verince, müfettiş, (Pekâlâ, ahalinin yüz üstü sürünmesini emretmenizin sebebi nedir?) diye sorar.

General, (Hintlilerden bir kısmı tanrıları karşısında yüz üstü sürünüyorlar. Bunlara, bir İngiliz kadının bir Hindu tanrısı kadar mukaddes olduğunu ve onun karşısında da hakaret değil, sürünmeleri icap ettiğini anlatmak istedim) der. Müfettiş, halkın, alış veriş için dışarı çıkmak mecburiyetinde olduğunu söyleyince, General, (Bunlar insan olsalardı, sokak da yüzüstü sürünmezlerdi. Çünkü bunların evleri birbirine bitişik ve damları düzdür. Damlar üzerinde insan gibi yürürlerdi) cevabını verir. Generalin bu sözleri İngiliz basınında neşredilince, general kahraman ilân edilir. [Dyer, Reginald Edward Harry 1281 [m. 1864] de doğdu, 1346 [m. 1927] de İngiltere’de öldü. Dünya tarihîne (13 Nisan 1919 da Amritsar şehrinde İngiliz zulmüne karşı meydana gelen olayları, şehri kan gölüne çevirerek bastıran meşhur İngiliz general) diye geçti. Hindistan’ın her yerinde İngilizler aleyhine büyük gösteriler yapılması üzerine vazifeden alınarak, emekliye sevk edildi. Fakat İngiliz Lortlar kamarası Dyerin yaptıklarını medh-u sena ile karşılayarak, ona yardım yapılmasını kararlaştırdı. İngiliz lortlarının, kontlarının diğer milletlere nasıl bir gözle baktıkları burada da açıkça görülmek dedir.]

İngiliz casusun itirafları

M.Sıddık Güneş

Bu on günlük izin, bir saat gibi çabuk geçti. Böyle, neşeli günler, bir saat gibi geçtiği hâlde, elemli günler insana asırlar gibi geliyor. Necef deki hastalık günlerimi hatırladım. O kederli günler, bana seneler gibi gelmişti. 

Nazırlığa, yeni emirleri almak için gittiğimde, karşımda, güler yüzü ve uzun boyu ile sekreteri gördüm. O kadar sıcak elimi sıktı ki, bundan, bana olan sevgisi zahir oluyordu.

Bana: (Nazırımızın ve müstemlekelerle vazifeli heyetin emri ile sana çok mühim iki devlet sırrı söyleyeceğim. 

İlerde, bu iki sırdan çok istifaden olacaktır. Bu iki sırrı, kendilerine tam itimat edilen, birkaç kişiden başka kimse bilmez) dedi. 

Elimden tutarak, Nazırlığın bir odasına götürdü. Bu odada çok cazip bir şeyle karşılaştım: Yuvarlak bir masanın etrafında (10) adam oturuyordu. Onların birincisi, Osmanlı padişahının kıyafetinde idi. Türkçe ve İngilizce biliyordu. İkincisi, İstanbul’daki Şeyhülislamın kıyafetinde idi. Üçüncüsü, İran Şahının kıyafetinde idi. Dördüncüsü, İran sarayındaki vezirin kıyafetinde idi. Beşincisi, Şiî’lerin tâbi’ olduğu Necef deki en büyük âlimin kıyafetinde idi. Bu son üç kişi, Farsça ve İngilizce biliyorlardı. Bu adamların her birisinin yanında, onların söylediklerini yazmak için, birer kâtip bulunuyordu. Bu kâtipler aynı zamanda, bu adamlara, casusların İstanbul, İran ve Necef deki, onların asılları olan beş kişi hakkında topladıkları malûmatı bildiriyorlardı.

Sekreter: (Bu beş kişi, oralardaki beş kişiyi temsil ederler. Onların ne düşündüklerini anlamak için, asılları gibi yetiştirdik. Biz İstanbul, Tahran ve Neceftekilerle alâkalı elimize geçen bilgileri, bunlara bildiriyoruz. Bunlar da, kendilerini oradakilerin yerinde kabul eder. Biz onlara soruyoruz, onlar da bize cevaplandırıyor. Bizim tespitimize göre, buradakilerin cevapları, oradakilerin cevaplarına yüzde yetmiş mutabıktır. 

İstersen, tecrübe mahiyetinde bir şeyler sorabilirsin. 

Nasılsa, daha önce Necef âlimi ile görüşmüştün) dedi. 

Ben de peki dedim. Zira daha önce, Necef deki Şia’nın en büyük âlimi ile görüşmüş ve ona bazı hususlar sormuştum. İşte, onun benzerinin yanına yaklaştım ve dedim ki: (Hocam, Sünnî ve mutaassıp olduğu için, hükümete harp açmamız caiz olur mu?) Biraz düşündükten sonra, (Hayır, Sünnî olduğu için hükümete harp açmamız caiz değildir. Zira bütün Müslümanlar kardeştirler. Ancak onlar, ümmete zulüm ve işkence yaparlarsa harp açabiliriz. Biz onu yaparken, emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil-münker şartlarına uygun olarak hareket ederiz. Zulmü bıraktıkları zaman, elimizi onlardan çekeriz) dedi.

Ben, (Hocam, Yahudi ve Hıristiyanların necs olmaları ile alâkalı görüşünüzü alabilir miyim?) dedim. (Evet, onlar necsdirler. Onlardan uzak durmak lâzımdır) dedi. (Niçin) dedim. Cevaben, (Bu, hakarete karşı misillemede bulunmaktır. Zira onlar, bizi kâfir bilirler ve Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı tekzip ederler. 

Biz de, buna karşı misillemede bulunuyoruz) dedi. Ona dedim ki: (Hocam, temizlik imandandır değil mi? Öyleyse niçin, (Sahn-ı şerif) [Hazret-i Ali’nin türbesinin etrafı], cadde ve sokaklar temiz değildir? Hatta ilim medreseleri bile, temiz sayılmaz).

Cevaben: (Evet, hakikaten temizlik imandandır. Fakat ne yapalım, Şii’ler, temizliğe ehemmiyet vermeyince, böyle olur) dedi. 

Nazırlıktaki bu adamın cevapları, Necef deki Şii âliminin cevaplarına tıpa tıp mutabık idi. Bu adamın Necef deki âlime bu kadar uygunluğu, beni hayretler içinde bıraktı. Bir de üstelik bu adam Farsça biliyordu. 

Sekreter: (Şayet sen diğer dört kişinin asılları ile de görüşmüş olsaydın, şimdi onlarla da görüşebilir ve onların da asıllarına ne kadar mutabık olduğunu görebilirdin) dedi.

Ben dedim ki: (Şeyh-ul-İslam’ın da nasıl düşündüğünü biliyorum. Çünkü benim İstanbul’daki hocam Ahmet Efendi, Şeyh-ul-islâmı bana iyice anlatmıştı.) Sekreter: (O zaman buyur, onun da numunesi ile görüşebilirsin) dedi. 

Şeyh-ul-İslam’ın benzerinin yanına yaklaştım ve ona dedim ki: (Halife’ye itaat etmek farz mıdır?), (Evet vaciptir. Allaha ve Peygambere itaat etmek farz olduğu gibi, bu da vaciptir) dedi. (Bunun delili nedir?) dedim.

Cevaben dedi ki: (Cenâb-Allah’ın bu ayetini duymadın mı? (Allaha, Onun Peygamberine ve sizden olan ulül emre itaat ediniz)[1] Ben, (Allah bize, askerine Medine yi yağmalamayı helâl eden ve Peygamberimizin torunu Hüseyni öldüren halife Yezit' e ve içki içen Velide itaat etmeği emreder öyle mi?) dedim. Cevabı şuydu: (Oğlum, Yezit Allah tarafından Emîr-ül-mü’minîn idi. Hüseyni öldürmeği emretmedi. Sen,Şiî’lerin yalanlarına inanma! 

Kitapları iyi oku! Hata yaptı. Sonra tövbe de etti. Medine-i münevvereyi yağmalamayı helâl edişinde isabet etmiştir. Çünkü Medine halkı azıp bâgî olmuş ve itaati bırakmıştı. Velide gelince, evet o fâsık idi. Halifenin yaptıklarını taklit değil, İslamiyet’e uygun olan emirlerine itaat etmek vaciptir.) Bunları hocam Ahmet efendiye de, daha önce sormuş ve az bir fark ile aynı cevapları almıştım. 

Sonra, sekretere dedim ki, (Bu benzer kimseleri hazırlamanın hikmeti nedir?) Bana: (Biz bu usul ile sultanın ve Şii olsun, Sünnî olsun, Müslüman âlimlerinin düşünce kabiliyetlerini öğreniyoruz. Siyasi ve dinî mevzularda, onlar ile mücadele etmemize yardımcı tedbirler bulmağa çalışıyoruz. Meselâ, düşman askerlerinin hangi taraftan geleceğini bilirsen, ona göre hazırlanır ve askerlerini uygun yerlere yerleştirirsin ve onu perişan edersin. Fakat onun ne taraftan saldıracağını bilmezsen, askerlerini her tarafa gelişigüzel dağıtır ve mağlup olursun. Aynen öyle, Müslümanların, dinlerinin ve mezheplerinin hak olduğuna dair getirecekleri delilleri bilirsen, onların delillerini çürütebilecek karşı deliller hazırlaman mümkün olur ve o karşı delillerle onların akidelerini sarsabilirsin) dedi.

Sonra, adı geçen temsilî beş adamın askerlik, mâliye, maarif ve dinî sahalarla alâkalı aralarında geçen mütalaa ve plânların neticelerini ihtiva eden, bin sahifelik bir kitap verdi. (Okuduktan sonra getirirsin) dedi. Ben de, kitabı[1] Nisâ süresi, ayet: 59 alıp eve götürdüm. Üç haftalık tatilim içinde, baştan sona kadar dikkat ile mütalaa ettim. 

Kitap, çok hayret edilecek cinstendi. Zira ihtiva ettiği mühim cevaplar ve ince mütalaaları sahih gibiydi.

İngiliz casusunun itirafları İngilizlerin İslâm Düşmanlığı 

Sıddık Gümüş

,,

 

Sözleşmeli öğretmenlik

turk egitim sen

Mersin 1 no’lu şube, veliler tarafından darp edilen öğretmenler için basın açıklaması yaptı.

Mersin Akdeniz Güney Ortaokulu'nda veliler tarafından darp edilen öğretmenlerimize sahip çıkmak ve son zamanlarda eğitim çalışanlarına karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarına dikkat çekmek ve kınamak için Türk Eğitim Sen yöneticileri, Türkiye Kamu Sen in diğer iş kollarındaki yöneticileri  ve üyeleriyle beraber basın açıklaması yaptı.  Devamı

Eğitim kovayı doldurmak değil

egitim bir senDenetim, kadavraya otopsi değil, hayata koruyucu hekimlik yapmaktır

Bir medeniyetin insanlığa olan faydasının, onun eğitim alanındaki başarısıyla ölçülmeye başlandığı günümüzde, neredeyse tüm toplumlar devletler eliyle eğitim sistemlerini daha nitelikli, daha etkili ve daha iyi hâle getirmek gayretindedir. Eğitimde kalite, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve itibarı, fırsat ve imkân eşitliği, Devamı

 

,,,

 

Lütfen Paylaşalım

 

web servis

site ekle site ekle

Eğitim öğretim yılı

egitim is

Yargı Kararını Verdi: Eğitim Kamusal Bir Hizmettir ve Kamu Eliyle Yürütülmelidir

Hizmet Vakfı İle Milli Eğitim Bakanlığı Arasında İmzalanan Protokolün Yürütmesi Durduruldu 

Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine Dair 15.07.2014 tarihli işbirliği protokolünün değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Devamı

Minnetle anıyoruz

turk egitim sen

Meb’i kim yönetiyor?

Yönetici Görevlendirme sınavının ÖSYM tarafından  yapılacağı duyurulmuş  Milli Eğitim Bakanlığı, geçen ay yönetici atama takvimini yayınlamış, üç gün sonra geri çekmiş idi. Fakat bugün takvim aynı şekliyle tekrar yayınlandı. Madem aynen yayınlanacaktı, takvimin geri çekilmesinin hikmeti ne idi? Ne yapılmaya çalışılıyor? Devamı

 

Kotanlı: üniversitelerde torpil ve ayrımcılığa son verilsin

 

Üniversitelerde çalışan idari personelin torpil ve sendikal kayırmacılıktan müthiş derecede rahatsız olduğunu; üniversitelerde görev yapan eğitim ordusunun gizli kahramanları olan idari personelin; başta ekonomik ve özlük olmak üzere, mesleki ve demokratik sorunlarının iyice arttığını söyledi.”Daha öncede yaptığımız açıklamada dile getirdiğimiz gibi üniversitelerimizin rektör ve dekanlarına çağrıda bulunuyorum, üniversitelerde çalışan idari personelin taleplerine kulaklarınızı tıkamayın sendikal ayrımcılık yapmayın. Devamı için