foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


Okul Yolu
Bir Eğitim Sitesi

Okul Yolu

İdareci Öğretmen ve Öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

Tasfiye Amaçlanıyor!

egitim sen

Eğitim Emekçilerine Yönelik Her Türlü Yasa Dışı Müdahalenin Karşısındayız

Bugün, yargıyı kuşatan siyasi iktidar tarafından hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları alabildiğine zedelenmektedir. AKP iktidarının toplumu kutuplaştırıcı, öfke empoze eden politikaları ve eğitimcileri itibarsızlaştırma hamleleri, maalesef her geçen gün meyvesini vermektedir. Devamı

,

 

Makale Dizini

Az Uyuyan Çocuk Başarısız Oluyor

Araştırmalar, uykuları yetersiz olan çocukların okuma, yazma ve problem çözme becerilerinin bozulduğunu ve sağlıklı uyuyanlara göre daha düşük notlar aldıklarını gösteriyor. Amerikan Hastanesi Uyku Kliniği Bölüm Şefi Dr. Sabri Derman, uykunun, vücudun değil, beynin dinlenmesi için şart olduğunu dile getirerek,

 uykunun beynin ve vücudun en verimli şekilde iş görmesi için olmazsa olmazı olduğunu bildirdi. Erişkinlerin tam dinlenebilmesi için gerekli olan ideal uyku süresinin kişiye göre değiştiğini ifade eden Derman,
ilkokul öncesi küçük çocukların ise 11-13 saat, ilk ve orta öğrenimdeki çocukların 10-11 saat uyumaları gerektiğini kaydetti.

Üniversite döneminde gençlerin uyku gereksiniminin de genelde 8-9 saat olduğunu dile getiren Derman, yetersiz süreli veya kalitesiz uykunun çocukların psikolojik durumlarını bozacağını ve akademik başarılarını etkileyeceğini ifade etti. Bilimsel araştırmalarda, uyku süreleri bir hafta süreyle bir saat bile azalan çocuklarda dikkat, konsantrasyon, öğrenme ve hafıza becerilerinde ölçülebilir belirgin azalmalar olduğunu saptandığını da belirten Derman, şunları dile getirdi:
Haberin devamı ↓reklam

''Uykuları yetersiz olan çocukların okuma, yazma ve matematik problemlerini çözme becerilerinin bozulduğunu ve sağlıklı uyuyanlara göre bu öğrencilerin daha düşük notlar aldığını açıkça gösteren araştırmalar bulunuyor. Araştırmalar, ergenlik yaşındaki gençlerde de uyku problemlerinin ve yetersiz uykunun çok yaygın olduğu göstermekte. Eksik uyku çok belirgin davranış sorunlarına, öğrenme problemlerine ve akademik performans düşmesine yol açar. Bu yaş grubundaki gençlerde sıklıkla gece uykuya dalmakta zorluk, sık uyanma, sabah dinlenmeden uyanma veya çok zor ayılma, gün içinde yorgunluk ve kolayca uykularının gelmesi şikâyetleri görülür. Bu şikâyetlerle davranış bozuklukları, devamsızlık, öğrenme güçlüğü ve akademik başarısızlık arasında da bir ilişki bulunuyor. Anne ve babaların çocuklarının uyku sağlığına en azından beslenmeleri ve genel sağlıkları kadar özen göstermeleri gerekiyor.''

 

Sağlıklı uyku için gerekli kurallar

Derman, sağlıklı bir uyku için dikkat edilmesi gereken genel kuralları da şöyle sıraladı: ''Her sabah aynı saatte uyanarak biyolojik saatinizi koşullandırın. Öğleden sonra ya da okul sonrası şekerleme yaparsanız yarım saati aşmayın. Yatakta okumayın, Chat yapmayın, twitlemeyin, mesajlaşmayın, TV seyretmeyin, telefonla konuşmayın, abur cubur yemeyin. Öğleden sonraları ve akşamları kafeinli, sodalı içecekler kullanmayın. Yatağa aç gitmeyin ama akşam yemeklerini hafif yiyin, gece çok su içmeyin. Egzersizlerinizi yatmadan en az 4 saat önce yapın. Yatak odası sessiz, karanlık, yaklaşık 23-24 ısıda derece olsun. Yatmadan önce yoğun video oyunları, korku filmleri seyretmekten kaçının. Dertleri, sorunları, endişeleri yatağa taşımayın, olumlu düşünün. 20 dakikada uyuyamazsanız kalkıp başka bir odaya geçin, sıkıcı şeyler okuyun, uykunuz gelince yatağa dönün. Okul dışı aktiviteler çok zaman alıyorsa azaltmayı düşünün, ders için gece geç saatlere kadar çalışmanın kalıcı yararı olmadığını unutmayın. Uyku sorunları bir iki haftayı geçerse bunları gözlemleyin, not edin, doktorunuza veya bir uyku uzmanına danışın.'' http://www.haber365.com/Haber/Az_Uyuyan_Cocuk_Basarisiz_Oluyor/ 


  

Uykusuzluk nelere yol açıyor?

Uykusuzluğun, karar alırken kişileri aşırı iyimser ve risk almaya daha eğilimli hale getirebildiği ortaya çıktı.

"Neuroscience" dergisinde yayımlanan, Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaya ortalama 22 yaşındaki sağlıklı kişiler katıldı.

 

Katılımcılardan iyi uyudukları bir geceden sonra ekonomik nitelikli bazı kararlar almaları istendi. Bir gece uykusuz bırakılan katılımcılardan tekrar karar almalarını isteyen bilim adamları bu kişilerin MR görüntülerini inceledi.

Uykusuz kaldıklarında beynin olumlu sezgilerden sorumlu bölümlerinin daha yoğun, olumsuz sezgilerden sorumlu bölümlerinse daha az faaliyete geçtiği belirlendi.

 

Duke Üniversitesinden bilim adamları, uykusuz kalan katılımcıların para kazancına daha fazla, kayıpları azaltmaya ise daha az eğilim gösterdiğini belirtti.

 

Bilim adamları, belli bir saatten sonra kumarhaneye gelen müşterilerinin her şeyi kaybedene kadar kumar oynamaya devam ettiğinin kumarhane yöneticileri tarafından çok iyi bilindiğini, araştırmanın da bu olguya

bilimsel unsurlar getirdiğine dikkati çekti.

 

http://www.veteknoloji.com/uykusuzluk-nelere-yol-aciyor-39728--.html alınmıştır.

 

 


 

Okulda başarının sırrı 

Çocukların derslerdeki başarısını arttırmanın en önemli faktörlerinden biri düzenli beslenme..

Beslenme ve Diyabetik Uzmanı Rabia Yıldız, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı öncesinde çocuklarını okula gönderen velilere beslenme konusunda bazı uyarılarda bulundu. 

 

Zengin proteinli besinler içeren kahvaltının okul başarısında önemli rol oynadığına dikkat çeken Yıldız, özellikle çocuklarını ilk defa okula gönderen anne ve babaların çocuklardaki beslenme düzenine dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Yıldız, şu önerilerde bulundu: "Beslenme ve okul başarısı arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarda öncelikle kahvaltının önem ortaya çıkıyor. Gece boyunca 8-10 saat aç kalan vücudumuz ve beynimizin toparlanması ve canlanması için kahvaltı çok önemli hale gelmektedir. Kahvaltı yapan çocukların öğrenme kapasitelerinin, kahvaltı yapmayanlara göre daha yüksek olduğu; kahvaltı eden çocukların okulda eğitime daha aktif katıldığı ispatlanmıştır. Çocuklarımızın kahvaltısında protein içeren süt, peynir ve yumurta gibi besinler mutlaka bulunmalı. Şeker içeren basit karbonhidratlar yerine ekmek veya kıymalı-peynirli börek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Çocuğumuzun kahvaltısında mevsimine uygun yeşilliklerin de bulunması, kahvaltıyı tamamlamış olacaktır."

 

Çocuklarımızın eğitim döneminde dikkat eksikliğinin önlenmesi, başarılarına pozitif yönde etki edeceğine işaret eden Yıldız, "Bu yüzden, dikkat eksikliğini önleyen düzenli ve belirli aralıklarla, 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün şeklinde beslenme planı oluşturulması uygun olacaktır. Düzenli beslenme; çocuklarla kan şekeri dengesi sağlayarak, derslerde konsantrasyonu ve aktif olma durumunu iyileştirecektir. Aynı zamanda çocuğumuzu demir eksikliğinden korumak için; yumurta, et, kuru baklagiller, pekmez ve kuru üzüm gibi besinlerin düzenli tüketilmesine dikkat edilmelidir." diye konuştu.

Çocuklarda su ve sulu gıdaların az alınmasının, konsantrasyon kaybına sebep olabileceği için günlük ortalama 1,5 - 2 litre su ve sulu gıda tüketilmesini isteyen Yıldız, günlük tüketilebilecek gıdaları şöyle sıraladı: "Çocuklarımızın düzenli olarak balık eti, fındık, badem ve ceviz gibi yağlı tohumları tüketmesi uygun olacaktır. Bu besinlerin bağışıklık sistemimize ve hafızamıza da pozitif etkisinin olacağı unutulmamalıdır. Yine önemli yağ asitleri içeren zeytin ve zeytinyağı da beslenme düzenimizde ihmal edilmemelidir."

 

Çocukluğun erken yıllarında ortaya çıkabilen iyot eksikliği de, okul performansını etkilediğine dikkat çeken Yıldız, yemeklerde iyotlu tuz kullanılması uyarısında bulundu. Miktar açısından yetersiz ve tür açısından kalitesiz, tek düze beslenen çocuğun, fiziksel aktivitesinin azaldığını, bunun sonucu olarak da obezitenin ortaya çıktığını belirten Yıldız, çocuk merak duygusunu kaybetmesine neden olan bu durum konusunda ailelerin dikkatli olmasını istedi. Yıldız, şöyle devam etti:

 

"Çocukluk çağında kilo fazlalığı olan obez çocuklar, kilolarından dolayı imaj sıkıntısı yaşayarak, sosyal ortamlardan uzaklaşma ve dışlanma gibi psikolojik problemler yaşayabilir. Çocuğunda başa çıkılamayan ve hızlı ilerleyen kilo fazlalığı tespit eden anne-babaların; çocuklarını iyi takip etmeleri ve gerekirse bu konuda uzman bir diyetisyen profesyonel destek almaları uygun olacaktır."

 

Bugün     http://www.leyditurk.com/haberler.asp?haberid=8799 


 

 

Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlığı

 

Çocuklar neden tırnak yer? Çocuğumuzu bu alışkanlığından nasıl vazgeçirebiliriz? Onu psikoloğa götürmek gerekir mi?

Hangi yaş grubundaki çocuklar tırnak yeme alışkanlığına daha çok sahiptir? Çocuğun tırnak yeme alışkanlığının altında yatan psikolojik bir neden var mıdır? Acı oje ya da acı biber sürmek işe yarar mı? Tırnak yeme alışkanlığı kendiliğinden geçer mi, psikolojik destek almak şart mıdır? Çocuklarda tırnak yeme alışkanlığıyla ilgili merak edilen tüm soruların yanıtlarını Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Gökçe Küçükyazıcı veriyor…

 

Çocuklar neden tırnak yer?
Tırnak yeme, büyük oranda psikolojiktir. Yaş gruplarına göre çocuğun tırnak yeme sebepleri değişiklik gösterebilir. Tırnak yemeyi en sık gördüğümüz yaş grubu, ergenlik olmakla birlikte çok küçük yaşlardan itibaren de görebiliyoruz.

Küçük yaşlarda sıklıkla yanlış ebeveyn tutumları, uygunsuz disiplin verilmesi, bakıcının değişmesi, annenin çalışmaya başlaması, çocuğu anaokuluna başlaması gibi stres yaratan faktörler tırnak yemeyi tetikleyebiliyor. İleriki yaş gruplarında da okula başlanması, sınav dönemleri, tırnak yemenin başlamasına veya şiddetlenmesine neden olabiliyor.

Ailede tırnak yeme alışkanlığı varsa model alma da tırnak yemede etkili olabiliyor. Tırnak yiyen çocuklarda, parmak emme, saçını koparma gibi kaygı sorunu olduğunu gösteren başka bulgulara da rastlayabiliyoruz.

 

Çocuklara hangi yaşlarda tırnak yeme görülebilir?


Çok küçük yaşlardan, bazen bir yaşından itibaren görülebilir. Ergenlik, tırnak yemenin en yüksek oranda görüldüğü dönemdir. Ancak bazen tam tersi olarak, özellikle kız çocuklarında, tırnak yeme alışkanlığının dışarıdan çirkin görünmesi nedeniyle çocuklar bu konu üzerine daha çok eğilip çözüm bulma arayışına gidebiliyorlar.

Tırnak yeme tek başına sorun gibi görülmese bile ilerleyen dönemlerde çok kronik bir hal alıp çocuğun tırnak şeklinin bozulması gibi çirkin görüntülere sebep olur. Bu da çocuğun sosyal alanda çeşitli sıkıntılar yaşamasına neden olabilir. Bazen önemli bir hastalığın bulgusu olarak da görülebilir tırnak yeme. Okul fobisi, depresyon, kaygı bozuklukları, ciddi ailevi çatışma içinde bulunma, bu tip semptomları doğurabilir.

 

Çocuklar tırnak yemekten nasıl vazgeçirilebilir?


En önemli basamak çocuğa bu konuda baskı yapmamaktır. Zaten tırnak yemede sebep gerginlik, huzursuzluk, stres olduğu için siz onu bu konuda uyardığınızda ve ona baskı uyguladığınızda, bu, çocuğun gerginliğini artırarak bu davranışın tekrarına ve şiddetlenmesine sebep olacaktır.

 

Ebeveynle sağlıklı iletişim kuramayan çocuk, tırnak yiyerek negatif de olsa bir iletişim kurmaya çalışabilir. Çocuk, aileyle yaşadığı iletişim sorunlarının, onlara duyduğu öfkenin bir yansıması olarak bu davranışını sürdürebilir.

Çocukla bu konuyu konuşmak, bunun estetik olarak güzel ve sağlıklı bir davranış olmadığını anlatmak gerekir. Çocuk tırnak yememesi gerektiğini anladığında, ona bununla ilgili neler yapabileceğine dair ipuçları vermek gerekir. Örneğin, sürekli elini ağzına götüren çocuğa, hangi zamanlarda bu alışkanlığı yoğun olarak yapıyorsa, elini oyalayacak bir şeyler vermek gerekir.

 

Çocuk tırnak yemeye başladığında, “Gel şurayı toplayalım” şeklinde çocuğun ilgisini başka yere çekmek gerekir. Ama esas olan, çocuğu tırnak yemeye götüren esas sebebi ortadan kaldırmaktır.

 

Tırnak yiyen çocuk için ne tür önlemler alınabilir?


Bu konuda çocuğun bilgilendirilmesi, tırnak yemediği zamanlarda “Tırnak yemiyorsun, ne kadar güzel” diye çocuğun dikkatinin bu yöne çekilmesi, bunun başarı olarak ona gösterilmesi gerekir.

 

Ebeveyn olarak sizi model almaması için, çocuğun karşısında tırnak yememelisiniz.

Çocuğunuz mutlu mu, bir tutum hatası yapıyor musunuz, okulda arkadaş ilişkileri nasıl gibi konularda çocuğu yakından takip etmek, sadece tırnak yemede değil her türlü sorunu önceden fark etmenizi ve engel olmanızı sağlayacaktır.

Tırnakların uzadıkça kesilmesi gerekir elbette, ama küçük yaş gruplarında vücudumuzun bir parçasının bizden ayrılması, korku yaratan bir durum olabilir. Daha derinden keselim ki yemesin düşüncesiyle dipten kesmek, çocukta ciddi kaygı yaratıp farklı sorunların da ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır.

 

Acı oje sürmek tırnak yeme sorunun çözer mi?


Acı oje ya da acı biber gibi şeyler sürmek, genel olarak sorunu ortadan kaldırmış gibi görünmekle birlikte ilerleyen zamanlarda parmak emme, tırnak kenarı koparma, ellerine zarar verme, uyku bozuklukları gibi başka bir semptomlar ortaya çıkabilir.

 

Acı oje tırnak yeme sorununu ortadan kaldırsa bile esas sorunu ortadan kaldırmadığı için başka sorunlar karşımıza gelebilir ve altta yatan başka psikiyatrik bozukluğun saptanmasını zorlaştırabilir.

 

Tırnak yeme sorunu için psikoloğa gitmek gerekir mi?


Çocukta tırnak yeme alışkanlığının kendi kendine geçtiği vakalar vardır. Özellikle ergenlik çağında, tırnak yeme ile tırnaktaki kötü görüntü gençleri rahatsız eder ve durumun ortadan kalkması için çabalayabilirler.

 

Stres faktörlerinin ortadan kalkması ile çocuğun bu tip davranışlardan kendiliğinden kurtulması mümkün.

Bazen çok dirençli tırnak yeme vakaları olabiliyor. Bu durumda bir psikiyatriste ya da psikoloğa başvurmak, aileye tıkandıkları konuda ne yapmaları gerektiği konusunda veya bir psikiyatrik sorunun tedavi edilmesi konusunda yardımcı olacaktır.

http://www.haber365.com/Haber/Cocuklarda_Tirnak_Yeme_Aliskanligi/alınmıştır.


 

 

Çocuğun Tacize Uğradığı Nasıl Anlaşılır?

 Kayseri’deki 3 çocuğun öldürülmesiyle birlikte uzmanlar aileleri uyarırken cinsel istismara uğrayan çocuğun davranışlarında değişmeler olduğu konusunda bilgi veriyorlar.

 

Tacizler genelde çok yabancı bir insan tarafından çocuklar kandırılarak yapılır diye yaygın bir kanaat vardır. Oysa böyle vakalar olmakla beraber tacizlerin bir çoğunun çocuğun genellikle yakın çevresinden kaynaklandığını belirten Uzman Pedagog Adem Güneş, çocukların bu durumu asla unutamadıklarını söylüyor.

 

Güneş’e göre taciz, geride şahit bırakmayan, mağduru bile suçu gizlemeye yönlendiren tek suçtur. Bundan dolayı çocukların yaşadıklarını anlatması çok zor olabiliyor. Güneş, tacize uğrayanların bulundukları durumu kelimelerle anlatamayınca beden diline başvurduklarını belirtirken, bu durumun çocuklarda çoğu zaman da davranış bozukluklarına yol açtığını söylüyor. Cinsel istismara uğramış bir çocukta şu davranışlar görülebilir:

-Çocuklar cinselliğe merak duyarlar. Ancak bu merak genellikle ölçülü olur ve sordukları sorulara aldıkları yanıtlarla tatmin olurlar. Dengesiz şekilde merak duymak ve aşırı sorular sormak cinsel istismarın bir belirtisi olabilir.

 

- Çocuk cinsel dürtüler taşıyan hareketleri genellikle kendi yaşıtlarıyla yaşar. Ancak istismara uğrayan çocuklar kendinden çok küçük ya da çok büyük ölçüde yaşlılara karşı cinsellik içeren hareketler yaparsa bu istismarın bir belirtisi olabilir.

— İstismara uğrayan çocuk başkalarına dokunmayı kendinde hak görür.

 

-Topluma açık bir alanda büyükleri tarafından uyarılmasına rağmen, üreme organları ile oynamak ya da cinsel davranışlar sergilemekten kaçınmazlar.

 

-İstismara uğrayan çocuğun tuvalet alışkanlıklarında değişiklikler görülür. Daha önce yapmamasına rağmen kendi dışkısı ile oynama, tuvalet dışına işeme, aşırı tuvalet kağıdı kullanma, dışkıları ve iç çamaşırlarını koklama ve saklama gibi eylemler geliştirir.

 

- Resimlerinde üreme organlarını daha belirgin çizmeye başlarlar.

 

-Evcil hayvanların üreme bölgesine elle temas etmeye çalışırlar.

 

http://www.haber365.com/Haber/Cocugun_Tacize_Ugradigi_Nasil_Anlasilir/ 

 

 


 

Fiziksel cezalandırmanın çocuklar üzerindeki etkisi

 

Fiziksel cezalandırmanın çocuklar üzerindeki etkisini 40 senedir araştıran ABD'deki New Hampshire Üniversitesinden Murray Straus, sürekli tokatlanan çocukların IQ seviyelerinin, ailelerince uyarı yoluyla terbiye edilenlere oranla daha düşük olduğunu tespit etti.

 

Daily Mail'in haberine göre Straus, çocuklarla konuşmanın çocukların beyinlerinin gelişmesini sağladığını, fiziksel cezanın ise çocukları korku içinde bırakarak öğrenme yeteneklerini sekteye uğratabildiğini söyledi.

Yüzlerce Amerikalı çocuk üzerinde araştırma yapan Straus, dayak yiyenlerin IQ seviyelerinin diğer akranlarına oranla 3 ila 5 puan düşük olduğunu belirledi. Bunun yanı sıra bir çocuğun ne kadar çok dayak yiyorsa testlerde o kadar az başarı gösterdiği ortaya çıktı.

 

Straus, "Çocuklarla konuşmanın beyindeki bağlantılarda ve idrak yeteneğinde artışla ilgisi vardır. Çocuğu eğitmek ve doğruları göstermek için ebeveyn ne kadar az fiziksel ceza uygularsa sözlü iletişime o kadar ihtiyaç duyulur. Dövülmek ve tokatlanmak, çocuğun hayli yüksek stres altında kalmasına yol açan tehdit edici ve dehşete düşürücü bir şeydir. Korku ve stres zihinsel yetenekte kusurlara yol açabilir" dedi.

 

Araştırmasında 32 ülkedeki çocuklar arasında karşılaştırma yapan Straus, ebeveynlerin fiziksel cezaya daha meyilli oldukları ülkelerde çocukların IQ'sunun daha düşük olduğunu belirledi.

 

http://www.haber3.com/dayak-zeka-seviyesini-dusuruyor-509405h.htmalınmıştır.


 

 

Çocuğum üstün yetenekli

 

Özel bir okulun davetlisi olarak İstanbul'a gelen ABD'li bilim insanı James Delisle, üstün yetenekli çocuklarla ilgili yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Üstün yetenekli çocukları diğerlerinden ayırmamak gerektiğini savunan Delisle, bu konuda anne babanın yanında öğretmenlere daha çok iş düştüğünü söyledi. Delisle, hurriyet.com.tr'ye özel açıklamalar yaptı.

 

ABD Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. James Delisle, çocuklar konusunda 250'den fazla makale ve 15 kitaba sahip. “Üstün yetenekli çocukları anlamak”, “Çocuğun karakter oluşumunda yapıcı rol oynamak”, “Çocukların hedef ve hayallerinin gerçekleşmesinde yardımcı olmak” gibi konularda çalışmaları var. Üstün yetenekli çocukla doğru iletişim kurmak çok önemli. Çünkü küçük yaşta ortaya çıkan sorunlar, bu çocukların kendilerinde bir sorun olduğunu kabul etmeye başlamalarına neden oluyor. İlkokula başladıklarında "Neden herkes öğretmenle aynı şeyi yapıyor da ben yapamıyorum." diye düşünmesine yol açıyor. Ya içlerine kapanıyorlar ya da dışa vuruyorlar. Kendilerini o resimdeki parçalara oturtmadıkları için de problemi "kendileri" olarak görüyorlar.

 

Yaşıtlarıyla arkadaşlık etmezler Çocuklar küçükken sorunların genelde okulla ilgili olacağını belirten Delisle, "Üstün yetenekli çocuklar o yaşlarda genelde ya kendilerinden küçük ya da kendilerinden büyük kişilerle arkadaşlık kurarlar. Küçükler onu akıllı bir idol olarak gördüğü için iletişim kurar. Büyükler de onun dilini, fikrini, kullandığı sözcükleri anladığı için iletişim kurar. Sosyal ortamda yaşadıkları sorunlar, genelde yaşıtlarıyla olur." diyor.

Üstün yetenekliler diğerlerinden ayrılmamalı Bu yüzden de öğretmenin görevi çok önemli. Üstün yetenekli çocuklarla diğerlerinin aynı sınıfta okumaları gerektiğini savunan Delisle, "Bu konu öğretmenin bu kadar geniş bir yelpazeyi ne kadar yönetebileceği konusundaki yeteneğiyle alakalı. Aynı sınıfta üstün yeteneklileri ve diğer ortalama dediğimiz öğrencileri bir arda tutmak, çok da başarılı olmayan çocukları üstün yeteneklilerden örnek alarak ilerlemesini sağlamak olarak kabul ediyor. Fakat bu çok nadir gerçekleşen bir durum. Öğrenme zorluğu çeken bir çocuk sınıftaki en akıllı çocuğu kendisine model olarak almayacaktır zaten. Kendisine benzeyen başka bir çocuğu örnek alacaklardır ki o da zaten başarılı bir çocuk olmayacaktır. Bu tarz bir sınıf ortamı aslında hem öğrenci hem de öğretmen için çok sinir bozucu bir durum. Çünkü eğer çok iyi yönetilmiyorsa zararı bile olabilir." diyor. Anne babalar da bazen yanlış yapabiliyor. Elbette ki herkesin çocuğu kendine göre farklı ama üstün zekalı mı? Bir de çok uzun zamandır yapılan hatalar var. Çocuklara yarış atı muamelesi yapmak gibi. Bale de yapsın, piyano çalmayı da bilsin. Yok yapamadı yüzmeye gitsin, beceremezse futbol oynasın. Bu tarz aileler, çocuklarının her konuda en önde gitmesini ve hep 100 almalarını istiyorlar.

 

Başarısızlık bir olaydır kişi değildir. Delisle' ye bunu sorduğumda aynı fikirde olduğumuzu söylüyor: "Pek çok çocuğun zamanı çok yoğun bir şekilde dolduruluyor. Hayatlarının her dakikası organize edilmezse onun yeteneğini boşa harcıyorlarmış gibi hisseden veliler olduğunu düşünüyorum. Akademik olarak üzerinde baskı hisseden çok fazla üstün yetenekli genç olduğunu hissediyorum. Önlerindeki iki yoldan birini seçiyorlar. Ya kendilerini mükemmel gösterecek olan konular üzerine yoğunlaşacaklar ya da hiçbir şey yapmayacaklar. Çünkü günün birinde birinin gözünde yanlış olmak istemiyorlar. Ve bu ikisi de o çocuk için doğru yol değil. Başarısızlık bir olaydır insan değildir. Eğer üstün yetenekli çocuk bir konuda başarılı olamadıysa ve ellerinden geleni yaptılarsa bu onlar için bir yanlış değil, bir hata değil. Bu onları içten içe üzen eriten bir durum. Üstün yetenekli çocuklar sadece akademik başarı olarak değil de farklı olarak algılanmak durumundalar. Bunu unutmamak lazım."


Onlar porselen bebek değil

Tabii bunu yaparken de dikkatli olmak lazım diyor Delisli ve anne babalara sesleniyor: "Üstün yetenekli çocuklar kendilerine ne yapmaları konusunda ders verilmesinden hoşlanmazlar, fakat ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar onlar hala çocuklar. Bu çocukların anne babaları tarafından belirlenecek sınırlara ihtiyaçları var. Onlara kırılgan porselen bebek gibi davranmayın”


,,

 

Sözleşmeli öğretmenlik

turk egitim sen

Mersin 1 no’lu şube, veliler tarafından darp edilen öğretmenler için basın açıklaması yaptı.

Mersin Akdeniz Güney Ortaokulu'nda veliler tarafından darp edilen öğretmenlerimize sahip çıkmak ve son zamanlarda eğitim çalışanlarına karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarına dikkat çekmek ve kınamak için Türk Eğitim Sen yöneticileri, Türkiye Kamu Sen in diğer iş kollarındaki yöneticileri  ve üyeleriyle beraber basın açıklaması yaptı.  Devamı

Eğitim kovayı doldurmak değil

egitim bir senDenetim, kadavraya otopsi değil, hayata koruyucu hekimlik yapmaktır

Bir medeniyetin insanlığa olan faydasının, onun eğitim alanındaki başarısıyla ölçülmeye başlandığı günümüzde, neredeyse tüm toplumlar devletler eliyle eğitim sistemlerini daha nitelikli, daha etkili ve daha iyi hâle getirmek gayretindedir. Eğitimde kalite, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve itibarı, fırsat ve imkân eşitliği, Devamı

 

,,,

 

Lütfen Paylaşalım

 

web servis

site ekle site ekle

Eğitim öğretim yılı

egitim is

Yargı Kararını Verdi: Eğitim Kamusal Bir Hizmettir ve Kamu Eliyle Yürütülmelidir

Hizmet Vakfı İle Milli Eğitim Bakanlığı Arasında İmzalanan Protokolün Yürütmesi Durduruldu 

Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine Dair 15.07.2014 tarihli işbirliği protokolünün değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Devamı

Minnetle anıyoruz

turk egitim sen

Meb’i kim yönetiyor?

Yönetici Görevlendirme sınavının ÖSYM tarafından  yapılacağı duyurulmuş  Milli Eğitim Bakanlığı, geçen ay yönetici atama takvimini yayınlamış, üç gün sonra geri çekmiş idi. Fakat bugün takvim aynı şekliyle tekrar yayınlandı. Madem aynen yayınlanacaktı, takvimin geri çekilmesinin hikmeti ne idi? Ne yapılmaya çalışılıyor? Devamı

 

Kotanlı: üniversitelerde torpil ve ayrımcılığa son verilsin

 

Üniversitelerde çalışan idari personelin torpil ve sendikal kayırmacılıktan müthiş derecede rahatsız olduğunu; üniversitelerde görev yapan eğitim ordusunun gizli kahramanları olan idari personelin; başta ekonomik ve özlük olmak üzere, mesleki ve demokratik sorunlarının iyice arttığını söyledi.”Daha öncede yaptığımız açıklamada dile getirdiğimiz gibi üniversitelerimizin rektör ve dekanlarına çağrıda bulunuyorum, üniversitelerde çalışan idari personelin taleplerine kulaklarınızı tıkamayın sendikal ayrımcılık yapmayın. Devamı için