foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


Okul Yolu
Bir Eğitim Sitesi

Okul Yolu

İdareci Öğretmen ve Öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

Tasfiye Amaçlanıyor!

egitim sen

Eğitim Emekçilerine Yönelik Her Türlü Yasa Dışı Müdahalenin Karşısındayız

Bugün, yargıyı kuşatan siyasi iktidar tarafından hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları alabildiğine zedelenmektedir. AKP iktidarının toplumu kutuplaştırıcı, öfke empoze eden politikaları ve eğitimcileri itibarsızlaştırma hamleleri, maalesef her geçen gün meyvesini vermektedir. Devamı

,

 

Makale Dizini

 

Eyyub el-Ensari hazretlerinin mezarının bulunuşu

 

Hazreti Fatih 21 yaşlarında İstanbul'un fethine karar vermişti. Büyük bir ordu hazırlayarak İstanbul'u kuşattı. Denizden ve karadan devam eden kuşatma, uzadıkça uzuyor, fakat bir türlü fetih müyesser olmuyordu. Hazreti Fatih'in ordusunda, zamanın manevî sahibi ve Kutb-ul Evliya Ak Şemseddin Hazretleri de bulunuyordu. Haliç tarafında çadırını kurmuş olan Ak Şemseddin Hazretleri, orduya moral veriyor, muhasara başlayalı 51 gün olmasına rağmen fethin gerçekleşmemesi bazı paşaların ve askerin moralinin bozulmasına vesile oluyordu.

 

Bu arada Fatih'i bile ikna etmeye çalışanlar:

 

— Sultanım bu zamana kadar 11 kez muhasara edilen İstanbul’u almak bize de nasip olmayacak galiba, diyerek askerin geri çekilmesini istiyorlardı.

 

Fakat Fatih'in hocası Ak Şemseddin hazretleri, Hazreti Fatih'e müjdeyi vermişti:

— Mutlaka İstanbul fethedilecek ve Resûlüllah'ın övdüğü kumandan ve asker siz olacaksınız, diyordu. Hazreti Fatih'e muhasaradan çekilmemesini tavsiye ediyor, cesaret veriyordu.

 

Hazreti Fatih, Beyaz atının üzerinde devamlı asakiri Islâmiyeyi kontrol ediyor:

 

— Askerlerim, yılmayın bıkmayın... Ya ben Bizans'ı alırım, ya Bizans beni, diyerek hocasının talimatını tatbik ediyordu.

Ak Şemseddin hazretleri Haliç tarafında çadırını kurmuş devamlı Allah'a yalvarmakla meşguldü. Hatta birkaç gün çadırından hiç dışarı çıkmadığı oluyordu. Son zamanlarda yine bir gün bazı ileri gelen kumandanlar, Hazreti Fatih'e:

— Sultanım, siz bir ihtiyarın sözüne uyup bu kadar askeri boşuna burada tutuyorsunuz. Halbuki size nasihat eden, fethin gerçekleşeceğini söyleyen hocanız, askerin arasına bile girmiyor. Devamlı, çadırında istirahat etmekle meşgul. Artık vazgeçelim bu davadan, demeye başladılar.

Bunun üzerine Hazreti Fatih, biraz üzüntülü biraz da mahcup ve kızgın halde Ak Şemseddin hazretlerinin çadırının bulunduğu yere vardı, atından indi. Çadıra yaklaşıp kulak verdi ki, hiç bir ses gelmiyor. Kılıcını çekerek çadıra doğru yürüdü.

— Eğer bize akıl veren hocam kendisi uyuyorsa kafasını keseceğim, diyordu.

Bütün ileri gelenler orada manzarayı seyrediyorlar ve neticeyi merak ve heyecanla bekliyorlardı.

Hazreti Fatih çadırın bir kenarından açıp baktı ki, Yüce Velî yatıp uyumak değil, günlerden beri gözlerine uyku koymamış, başı secdede Allah'a dua ile meşgul. Hatta öyle ki, gözlerinden akan mübarek yaşlar başını koyduğu yeri ıslatmış, başı çamur içinde kalmış, alnını secdeye koyduğu yere, mübarek başının izi çıkmıştı. Bu hali gören Hazreti Fatih, hocasına bir kat daha inançla başında bekledi ta ki Akşemseddin hazretleri başını secdeden kaldırıncaya kadar. Akşemseddin hazretleri başını secdeden kaldırdığında, padişahın, başında beklediğini gördü ve-şöyle dedi:

— Müjdeler olsun beyim! Resûlüllah'ın alemdarı Ebû Eyyûbu En-sarî burada gömülüdür... Allah'ın hikmeti seccademizi hazreti Eyyûb'un mezarı üzerine döşemişler, hemen şurayı kazsınlar, buyurdu. Akşemseddin hazretlerinin müridlerinden üç kişi orayı kazdılar. Derinliği üç ziraa varınca, dört köşe bir somaki mermer göründü. Üzerinde; «Haza kabr-i Eba Eyyûb-el Ensarî = Burası Eyyûb el Ensarî nin kabridir» yazılı idi. Taş kaldırıldı... Aradan asırlar geçmesine rağmen, Hazreti Eyyûb'un mübarek vücutları safranla boyanmış kefen içinde tab - taze duruyordu. Mübarek ellerinden birinde, tunçtan bir mühür vardı. Taş olduğu gibi geri kondu, mezarın üzeri kapatıldı.

Bu manzarayı gören İslâm ordusu, bir kat daha îmanla Bizans'ın üzerine yürüdüler ve dünyada misli görülmemiş bir askerî taktikle Ege denizinden 70 parça donanmayı Beyoğlu'ndan ve Kasımpaşa sırtlarından Haliç'e indirdiler. Şimdilik Galata Köprüsü'nün olduğu yer Bizans'lılar tarafından kontrol edilmekte idi. Bu gemilerin nereden geçmiş olabileceği hususunda akıl erdiremeyen düşman, Haliç'ten de top ateşiyle karşılaşınca şaşkına döndüler ve büyük bir moral kırıklığına uğradılar..

Bundan sonra muhasaranın 51. günü şimdiki Edirnekapı'dan asker var gücü ile hücuma geçti, İslâm askerleri surlara- tırmandıkça düşmanın aman vermez ok ateşiyle karşılaşıyorlardı. Şehit olarak yere düşen askerin elinden Osmanlı bayrağını alan ikinci kahraman yine azimle surlara tırmanmaya devam ediyordu. Ne olursa olsun şehit olacaklar, gazi olacaklar ve İstanbul'u alıp, Hazreti Peygamberimizin: «Kostantiniyye elbette fetholunacaktır. O'nu fetheden Fatih ne güzel kumandan, onun askeri de ne güzel asker» Hadîs-i Şerifinin sırrına, ma zhar olmaya gayret ediyorlardı. Nitekim kısa zaman sonra Bursa'nın Ulubat'ından Hasan isimli bir yiğit: «Allahü Ekber Allahü Ekber» sâdâlarıyla Edirnekapı surlarının tepesine bayrağı dikip şehadet mertebesine o da kavuştu.

Ondan sonra artık İstanbul alınmıştı. Açılan kapıdan büyük Kumandan hazreti Fatih ve O'nun muhterem hocası büyük Velî Ak Şemseddin hazretleri tekbir ve tehlil nidalarıyla surların içine girdiler. Aya-Sofya’nın olduğu yere doğru ilerliyorlardı... Bizans kızları yeni padişahlarını karşılamak istiyorlar ve ellerine aldıkları gül demetlerini padişah zannederek en önde giden Ak Şemseddin hazretlerine uzatıyorlardı. Ak Şemseddin hazretleri anlamıştı, onların maksadını:

— Padişah ben değilim. Şu arkadaki gençtir, siz ona verin ellerinizdekini,. diyerek kır atının üzerinde bütün haşmetiyle duran Fatih'i gösteriyordu.

Ayasofya meydanına gelindiğinde büyük Fatih atından indi, secdeye kapanarak yerleri öptü. Kendisini takip etmekte olan askerlerine, kısa bir konuşma yaparak fethin ehemmiyetini anlattı ve Cuma'ya kadar Ayasofya kilisesinin cami haline getirilmesini emretti.

İstanbul Salı günü alınmıştı. Üç gün içinde cami haline tahvil edildi ve ilk Cuma'yı Hazreti Fatih kıldırdı.

Namazı kıldırmadan evvel arkasında saf bağlayan cemaate dönerek şöyle seslenmişti:

— Ey cemaat içinizde kim ikindi namazını kazaya bırakmamışsa namazı o kıldırsın.

Fakat cemaat içinden kimse çıkmaya cesaret edemedi ve Fatih Sultan Mehmed: «Anlaşılan bu görev de bize düştü» diyerek geçip Cuma namazını kıldırdı.

Namaz esnasında Fatih'in üç defa tekbir getirdiği rivayet edilmektedir. Namazdan sonra neden üç defa tekbir getirmek lüzumunu duyduğu sorulunca mübarek şu cevabı vermiştir:

— Birinci tekbirde Kâbe’yi göremedim, ikinci ‘de ise şüphelendim. Üçüncü tekbiri aldığımda Ka'betullah karşımda idi... Artık şüphem kalmamıştı kıblenin doğruluğuna, ondan sonra namaza devam ettim, buyurmuşlardır.

,,

 

Sözleşmeli öğretmenlik

turk egitim sen

Mersin 1 no’lu şube, veliler tarafından darp edilen öğretmenler için basın açıklaması yaptı.

Mersin Akdeniz Güney Ortaokulu'nda veliler tarafından darp edilen öğretmenlerimize sahip çıkmak ve son zamanlarda eğitim çalışanlarına karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarına dikkat çekmek ve kınamak için Türk Eğitim Sen yöneticileri, Türkiye Kamu Sen in diğer iş kollarındaki yöneticileri  ve üyeleriyle beraber basın açıklaması yaptı.  Devamı

Eğitim kovayı doldurmak değil

egitim bir senDenetim, kadavraya otopsi değil, hayata koruyucu hekimlik yapmaktır

Bir medeniyetin insanlığa olan faydasının, onun eğitim alanındaki başarısıyla ölçülmeye başlandığı günümüzde, neredeyse tüm toplumlar devletler eliyle eğitim sistemlerini daha nitelikli, daha etkili ve daha iyi hâle getirmek gayretindedir. Eğitimde kalite, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve itibarı, fırsat ve imkân eşitliği, Devamı

 

,,,

 

Lütfen Paylaşalım

 

web servis

site ekle site ekle

Eğitim öğretim yılı

egitim is

Yargı Kararını Verdi: Eğitim Kamusal Bir Hizmettir ve Kamu Eliyle Yürütülmelidir

Hizmet Vakfı İle Milli Eğitim Bakanlığı Arasında İmzalanan Protokolün Yürütmesi Durduruldu 

Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine Dair 15.07.2014 tarihli işbirliği protokolünün değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Devamı

Minnetle anıyoruz

turk egitim sen

Meb’i kim yönetiyor?

Yönetici Görevlendirme sınavının ÖSYM tarafından  yapılacağı duyurulmuş  Milli Eğitim Bakanlığı, geçen ay yönetici atama takvimini yayınlamış, üç gün sonra geri çekmiş idi. Fakat bugün takvim aynı şekliyle tekrar yayınlandı. Madem aynen yayınlanacaktı, takvimin geri çekilmesinin hikmeti ne idi? Ne yapılmaya çalışılıyor? Devamı

 

Kotanlı: üniversitelerde torpil ve ayrımcılığa son verilsin

 

Üniversitelerde çalışan idari personelin torpil ve sendikal kayırmacılıktan müthiş derecede rahatsız olduğunu; üniversitelerde görev yapan eğitim ordusunun gizli kahramanları olan idari personelin; başta ekonomik ve özlük olmak üzere, mesleki ve demokratik sorunlarının iyice arttığını söyledi.”Daha öncede yaptığımız açıklamada dile getirdiğimiz gibi üniversitelerimizin rektör ve dekanlarına çağrıda bulunuyorum, üniversitelerde çalışan idari personelin taleplerine kulaklarınızı tıkamayın sendikal ayrımcılık yapmayın. Devamı için