foto1
İdareci öğretmen ve öğrenciler için belge dokuman evrak
foto1
MEB tüm mevzuat genelge kanun tüzük yönetmelik
foto1
Güçlü bir hafıza ve zekamızı geliştirmek için neler yapmalıyız
foto1
Okulda sınıfta oynanabilecek çocuk oyunları Çevre doğa haberleri
foto1
Tebliğler dergisi MEB Tüm Mevzuat son çıkan yönetmelikler
Güçlü hafıza neyle bağlantılı? Zaman yönetimi MEB Yangın yönergesi Uyku başarı nedeni fiziksel cezanın etkisi Son çıkan yönetmelikler MEB Tüm mevzuat Olaylar ve insanlar Sağlıklı yaşam için Trafik işaret ve levhaları Tebliğler Dergisi Mevzuat bilgi sistemi Büyük Türk Tarihi Verimli Ders çalışma Özgüven ve farkındalık Eğitimde motivasyon Eğitimde farkındalık.Read More...

Okul Yolu

İdareci Öğretmen ve öğrenciler için bir Eğitim Sitesi

İslam Ülkeleri Neden Kalkınamıyor

desKonuya büyüme ve kalkınma kavramlarını açıklayarak başlayalım. Büyüme; reel milli gelirin veya kişi başına düşen reel gelirin önceki dönemlere göre artmasıdır. Büyüme kavramı daha çok gelişmiş ülkeler için kullanılan bir kavramdır. Kalkınma kavramı içinde anlatılacağı gibi, gelişmiş ülkeler bir takım sosyal, ekonomik, teknolojik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerini çok öncelerden gerçekleştirdikleri için onların temel sorunu reel gelirlerini artırmaktır. Devamı

,

 

kabeKabenin onarılması esnasında yaşananlar

Mekke’de mevsimine göre şiddetli yağmurlar yağar taşkınlar olur ve bu taşkınlar neticesinde zaman zaman Kâbe’yi de su basardı. Hatta Zaman oldu Kâbe’nin içerisi taşkın suları ile dolduğu gibi gelen fazla su basıncı 

 

Kâbe duvarının çatlamasına neden olmuştur.

Bu nedenle Kâbe’nin yeniden onarımı gündeme gelmiş ve Kâbe’nin yıkılıp yeniden yapılması sürecinde çok ilginç olaylar yaşanmıştır. Burada bu olaylardan çok ilginç bir kesit anlatılmaktadır.

Hazırlıklar tamamlanmış: sıra Kâbe duvarlarının yıkım işine gelmişti. Fakat Kâbe’nin içindeki demirbaş eşyanın bulunduğu kuyuya yerleşen, parlak, ak renkli, başı oğlak başı gibi, karabaşlı korkunç bir yılan her gün, öğle sıcağında uzanıp çıkar, Kâbe’nin duvarı üzerinde güneşlenirdi!

Hiç imse onun yakınına varamaz, kuyruğunun yanından hemen başını kaldırır, yiyecek gibi ağzını açar; korkunç sesler çıkarırdı! Halk da ondan korkardı.

Bu yılan, bir gün yine her zaman yaptığı gibi, öğle sıcağında Kâbe duvarı üzerinde güneşleniyordu. Allah ona büyük bir kuş saldı. Kuş onu kapıp götürdü.

Bunun üzerine Kureyş kavmi, birbirlerine “Umarız ki Allah teşebbüs ettiğimiz işten hoşnut olmuştur. Yanımızda münasip bir usta var. Elimizde kereste var. Allah bizden yılanı da defetti!” dediler ve hemen Kâbe’nin gevşemiş, kağşamış duvarlarını yıkıp yeniden yapmak işine giriştiler.

Kâbe duvar taşlarının İndirme teşebbüsünün geri kalması

Mahzun oğullarından Ebu Vehb Aiz kalktı, ”Artık senin zamanın gelmiştir; sana layık olan budur!” deyip Kâbe’nin duvar taşlarının birisini yerinden kaldırdı. Aiz’ in eline almasıyla taşın yerinden fırlayıp eski yerine düşmesi bir oldu!.

Bunun ürerine Aiz (Başka rivayetlere göre Velid b. Mugire veya Ebu Talib) ey Kureyş topluluğu siz Kâbe’nin inşaatına sakın kazancınızın temiz olmayanını sokmayın! Ona Zina parası veya bir kazanç olmayan faiz yahut halkın herhangi birisinden haksız olarak gasp edilmiş olan para sokulmaz!”  dedi. Orada bulunan Kureyş halkı, bu söz üzerine dağılmağa başladılar. Kâbe’nin duvarlarını yıkmaktan korktular.

Yıkım işine girilmesi, Temel taşlarına dokununca Mekke’nin sarsılmağa başlaması,

Yıkım işine girilmesi, Temel taşlarına dokununca Mekke’nin sarsılmağa başlaması, Velid b. Mugire “ Onu yıkmağa işte ben başlıyorum!” dedi. ,kalkıp eline kazmayı aldı. Kâbe’nin yanına vardı ve “Ey Allah’ım! Bizim hayır işlemekten başka bir maksadımız yoktur!” diyerek iki köşe arasındaki duvarın taşlarını indirmeğe başladı.

Kureyş halkı ise, o geceyi gözetlediler: “Durun bakalım, Eğer yaptığından dolayı Mugire’nin başına bir felaket gelirse, biz Kâbe den bir taş bile yıkmayalım. Yıktıklarımızı da bulundukları yere geri koyalım. Şayet, ona bir felaket gelmezse, Allah’ın bu yaptığımızdan hoşnut olduğunu anlar, hemen yıkım işine başlarız dediler.”

Velid yaptığı işten dolayı bir felakete uğramadan ertesi günü sabaha çıktı ve yıkım işine devam etti. Kureyş halkıda onunla birlikte yıkım işine giriştiler.

Kâbe’ yi temeline, Hz. İbrahim’in attığı temele kadar yıktılar.

Orada diş gibi birbirine yapışmış yeşil, yeşil taşlara rastladılar. Yıkım işine katılan Kureyşliler den birisi, elindeki demir kazmayı(Küsküyü) , iki taştan birisini ayırmak ve koparmak için aralarına sokup zorladı. Taş kımıldayınca Mekke sarsılmağa başladı; Korktular; yıkım işine bu temel taşlarında son verdiler.

Kâbe temelinde bulunan yazılar

İbn-i isak ‘ın, kendisine, bir kureyşi tarafından rivayet edildiğini açıklayarak bildirdiğine göre: yıkılan doğu köşesinde (Hacer-ül esved-in altında) Süryanice yazılmış bir yazı buldular. Yahudilerden birisi gelip bu yazıyı onlara okuyuncaya kadar onun, ne olduğunu anlayamadılar.

Yahudi’nin okuyup tercüme ettiğine göre: Bu yazıda şöyle deniliyordu.

“ Ben, Bekke (Mekke) nin sahibi olan Allah’ım! Onu, gökleri ve yeri yarattığım, güneş ve aya şekil verdiğim ve onları yedi felekle berkittiğim gün, yarattım! Mekke’nin iki dağı (Halebi’ ye göre: Karşılıklı Ebu Kubeys ile Kuaykıan dağları) ortadan kalkmadıkça, bunlar zeval bulmazlar.”

“Mekke’nin suyu ve sütü Mekkeliler için mübarek kılınmıştır.”

Bir yazıda (Makam-ı İbrahim) de buldular. Onda da:

“Mekke Şehri ki onda Allah’ın Beyt-i Haram’ı bulunmaktadır. Oraya üç yoldan rızık gelir. Onun halkından ilkine bile dokunmak helal değildir!” sözleri yazılı idi.

İlk Muhaddislerden Ma’ mer b. Raşid’in (El cami) inde İmam Zühri’ den nakline göre: Mekke de bulunan taşın bir yüzünde İbn-i İshak’ın rivayet ettiği ilkyazı vardı. Taşın ikinci yüzünde ise:

“Ben Bekke (Mekke) nin sahibi Allah’ım! (Rahm)i yarattım. O, benim ismimden ayrılmıştır. Kim onu birleştirirse, bende onu birleştiririm. Kim onu koparırsa, bende onu koparırım “ yazılı idi.

Taşın üçüncü yüzünde de:

“Ben Bekke(Mekke) nin sahibi Allah’ım! Hayrı ve şerri yarattım. İki eli hayırda olan kimseye ne mutlu! İki eli şerde olan kimseye ne yazık!” deniliyordu.

Hz. Muhammed ve İslamiyet M. Asım Köksal Mekke devri 106-107


Fareler meydanı boş bulunca

Kediler İçin Kara Bir Gün

1300'lerde Avrupa 'Kara Ölüm' olarak bilinen veba salgını ilk olarak 1300'lerde Çin'de ortaya çıktı.

Kurbanların şikâyetleri ağrılar, ateş ve bulantıyla başlıyordu. İnsanların dirseklerinde ve kasıklarında mor kabarıklıklar oluşuyor ve kısa sürede yumurta büyüklüğüne ulaşıp sertleşiyordu. Bu yumurtalar patladığında içinden pis kokulu siyah bir madde fışkırıyordu ancak bu rahatlama kurban için çok geç oluyordu. Çünkü hasta beş gün içinde ölüyordu.

Bunun bilinen bir tedavisi yoktu ve alınan hiçbir önlem işe yaramıyordu. Seksen yıl içinde hastalık Çin nüfusunu üçte bir oranında azaltmıştı. İyi işleyen ticaret yolları aracılığıyla da salgın batıya doğru, Hindistan ve Ortadoğu'ya ilerliyor, her gün binlerce insanın ölümüne neden oluyordu. Hastalığa neyin sebep olduğu bulunamıyordu. 1347'de bozkır savaşçıları bir Ceneviz şehrini kuşatıp mancınıkla hastalıktan ölmüş cesetleri şehre fırlattılar.

Böylece şehrin çoğunluğu hastalığa yakalandı. Bu cesetler toplanıp yakıldı ve ardından da gömüldü ancak hastalığın yayılması engellenemedi. Şehir mahvolduğu için Cenevizliler Sicilya'ya geri döndü ve hastalığı orada da yaydılar. Hastalık, yeni ve kendisiyle ilgili hiç bilgisi olmayan bir nüfusa yayılacaktı. Sicilya üzerinden Avrupa ve Kuzey Amerika da hastalıkla tanıştı ve milyonlarca insan öldü.

Bu salgına hastanın derisinin son aşamalarda koyu mor bir renge dönmesinden dolayı "Kara Ölüm" adı verildi. Derinin bu renge dönüşmesi, soluma sorunları yüzünden kanda oksijenin azalmasından kaynaklanıyordu. Hastalık bir kere bedene girdikten sonra o günün hiçbir tıp tekniği tedavi edemiyordu. Kara ölüm şehirlerin tümünü darmadağın ederken Avrupa uygarlığının da paniğe kapılmasına yol açtı Doktorlar salgını durdurmanın yollarını aradılar. Hastalar evlerinde karantina altına alındılar ancak hastalık yine de bir orman yangını hızıyla yayıldı. Birçok insan kara ölümün, Tanrının onlara günahkar yaşamları yüzünden gönderdiği bir ceza olduğuna inandı. Tanrının öfkesini yatıştırmak için insanlar günah keçileri aramaya koyuldu.

Bazı dindarlar Tanrının öfkesini kendi üzerlerine çekip insanları kurtarmak için kendilerini kırbaçladı. Özellikle Brüksel ve Strasburg'da bazıları olanları Musevilerin varlığına bağladı.

Bu panik döneminde binlerce insan öldü. Salgının cadılar yüzünden ortaya çıktığı da söylendi. Zararsız erkek ve kadınlar evlerinden alınıp hastalığın yayılmasını önleme amacıyla yakıldı. Kedilerin ise parlayan gözleri ve geceleri dışarıda çok dolaşmaları yüzünden bu "cadıların" büyülü hayvanları olduğu düşünülüyordu. Binlerce kedi katledildi.

Aslında Avrupalılar kedileri öldürerek salgına karşı en birinci savunma hatlarını kaybetmiş oluyorlardı. Çünkü veba salgını, öteki adıyla Yersinia Pesüs yaygın bir fare biti tarafından taşınıyordu. Ortaçağda her yer fare doluydu.

Kanalizasyon ilkeldi. Caddeler insan dışkısı, çöp ve ölü hayvan artıklarıyla doluydu. Kara veba, hastalığı taşıyan bitlerin fareler yoluyla yayılması sonucu artmıştı.

Cenevizlileri Avrupa'ya geri getiren gemide insanlarla birlikte karaya çıkan fareler hastalığı taşımışlardı. Limanda yaşayan bir sürü kedi öldürülmemiş olsaydı fareleri yiyeceklerdi ve hastalık yayılmayacaktı. Ancak bu kemirgenler kontrolsüz kaldı ve getirdikleri hastalığı korumasız binlerce eve yaydı.

14. yüzyılda salgın hastalık Avrupa'da beş kez daha baş gösterdi. Salgın sona erdiğinde nüfusun üçte birinden fazlası ölmüştü. Kediler öldürülmemiş olsaydı ölüm oranı çok daha az olurdu.

Tarihteki İlginç Olaylar

 


Zemzem suyunun esrarı çözülemiyor



Dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun esrarı çözülemiyor.

http://w


Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporlarına göre dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun esrarı, günümüz teknolojisindeki tüm araştırmalara rağmen çözülemiyor.


Kaynağı bulunamayan suyun denizden 80 kilometre uzakta olmasına ve çevresinde başka hiçbir kuyu olmamasına rağmen yıllardır kurumaması, araştırmacıları şaşkına çeviriyor. Sadece 1.5 metre derinliğindeki kuyudan hac mevsiminde milyonlarca hacı tüm su ihtiyacını karşılarken, su seviyesinde de hiçbir azalma olmuyor.


Açlığı gidermek için içenin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin de susuzluğunu gideren suyun esrarı bilim adamları tarafından inceleniyor. Avrupa'da laboratuarlarda yapılan araştırmalarda, zemzem suyunun çok az kükürt içerdiği tespit edildi. Amerika'da yapılan test sonuçlarına göre ise zemzem, içinde mikroorganizma ve bakteri bulunmayan tek su olma özelliği taşıyor. WHO tarafından da zemzem, dünyanın en içilebilir ve sağlıklı sularından biri olarak açıkladı.
Fakat diğer sulara göre çok daha besleyici ve mineral barındıran suyun kaynağı ise halen araştırma konusu.


http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=282441 alınmıştır


,,

 

Yönetici görevlendirme takvimi

Meb yönetici görevlendirme takvimini ertelememelidir

2017 yılında yönetici görevlendirmeleri okulların açılmasına kadar sarkmıştı. Bu durum hem yeni göreve gelen yöneticilerin oryantasyonunu geciktirmiş hem de yönetici görevlendirmeden kaynaklı binlerce kadronun il içi ve il dışı yer değiştirmelerde kullanılamamasına yol açmıştı. Devamı

Performans taslağı ve eğitimin geleceği

egitim bir sen

Performans taslağı ve eğitimin geleceği
Latif SELVİ

Eğitim, toplumun üstün meziyetlerle donanmış çağ nüfusu ile bilgi ve beceri seviyesinde yarışabilecek bir katkıyı sunabilmektedir. Bu çerçevede emsalleri ile uluslararası mukayeseler yapılarak bireyin eğitimde hedeflenen erişime ulaşması esastır. Hatta bu evrensel bir haktır. Devamı

,,,

 

Lütfen Paylaşalım

 

web servis

site ekle site ekle